Jl_eauDaisy:
llall:
Busbus18:
Merhaba çingularım. Beraber takip edeceğimiz dizimizin başlığını açtım. Umarım keyiflice yorumlaşırız. Her pazartesi buluşmak üzere 🙋♀️
Ben henüz izleyemedim çingum. İzleyince görüşmek üzere. 🙋♀️ Bu arada dizi 24 bölümmüş. Epey uzun bir yolculuk bizi bekliyor. 😊
Aynı şeyi yazmışız çingum☺️, yorumu yazıp sayfayı yeniledikten sonra gördüm yorumunu
Kalp kalbe karşı çingum.😊Bu durumda bu dizi kasımda nasipse biter.Aralık ayında ise diğer diziye (When the weather is fine) başlarız. O da tam kış dizisi zaten. 😅
İlk bölümü izledim ve hemen şunu söylemek istiyorum. Çekimlerine bayıldım. ❤️ Ve ilk bölümden neden 24 bölümlük onu da anlamış olduk.Bu kadar çok karakteri sindire sindire anlatmak istemiş sanırım senarist.Yoo Yeon-seok'cum nerelerde diye gözüm yollarda kaldı bölüm boyunca. Son saniyelerde kısacık gösterildi. :( Yoo Yeon-seok hayli sert bir rolde gözüküyor.Yalnız Byun Yo-han ise açılış jeneriğindeki hınzır gülüşüne bakılırsa bu dizinin gülen yüzü olacak. :) Diziyi beklediğimden daha iyi ama daha karışık buldum. İlk sahneler ise ''Chicago Typewriter''ı hatırlattı. (O da ne güzel bir diziydi.Belki onu da bir ara izleriz. :) ) Sondaki kısa sahnedeki yürüyüş ise tabi ki Goblin ikilisini getirdi akıllara. Bu arada Descendants of the sun dizisinin çiftini böyle görmek üzdü. İlk bölüm baştan sona dramı boldu gerçi. Bakalım sonraki bölümlerde neler olacak?
Busbus18:
Senaristin dizileri buyrun.
Aynı senarist olduğunu bilmeden 5ini (Secret Garden,Descendants of the sun,Goblin,The King:Eternal Monarch,The Glory) izlemişim. :) Yalnız izlediğim dizilerinden şunu söyleyebilirim ki afili diziler yapıp;güzel başlangıçlar ile dizilere başlasa da son bölümleri aynı derinlikte yapamıyor bu kadın.Özellikle ''The King:Eternal Monarch'' acayip bir kurgu ile başlayıp çok basit finale sahip olan bir dramaydı. :/ Yine de hepsini sevdim. Bunu da izleyelim görelim. ;)
hopeisblue öyle mi çingu? Ben de aynı şeyi düşünmüştüm.Hatta adını aratıp herhalde yetişkin olunca karakter adını değiştirdi dedim.Demek o karakter Yoo Yeon-seok değil. Eee saçma olmuş o zaman bu durum.Adam jenerikte 3. sırada ama ilk bölümde kendi olmadığı gibi,hikayesi de yok.
Jl_eauDaisy:
Busbus18:
Jl_eauDaisy:
Busbus18:
Senaristin dizileri buyrun.
Senaristin dizisini izlemeyi Descendants'da bırakmışım çingum. Popüler ve çok kazanan senarist ama dehşet bayılarak izlediğim bir dizisi yok izlediğim 3 dizisi arasında.
Çingum bence son dizisi Genie ve Heirs hariç ben diğerlerini severek izledim ve bence başarılı yapımlardı.
Dehşet bayılarak izlediğim yok çingum, oturup tekrar izlemem. Secret Garden bi tık daha iyiydi. Heirs yarıdan Choi Jin Hyuk'un karakteri daha çok ilgimi çekmişti, sevdiğine kavuşacak kavuşmayacak mı merak ediyordum, başroller ayrıldı mı ayrılmadı mı ilgilendirmiyordu artık, oysa başroller için kendi mutluluğunu feda etti.
Descendants da bir yerden sonra heyecanını kaybetmişti. Goblini 2.bölümde bıraktım. The King tanıtımı ilgimi çekmemişti + favorim olmayan 2 başrol. The Glory de çok şiddetli.
Kalanlardan bi bu diziyi, bi de Gentleman's Dignity'yi (yıllar oldu) izleme listeme atmıştım.
Çingu The King'de Lee Minho fena değildi bence ama asıl efsane Woo Do-hwan'dı.2 farklı karakteri inanılmaz iyi canlandırdı.Sırf o karakter için bile izlenir bu dizi bence. Bu dizi benim ilk güncel kdramam.Epey merakla izlemiştim. :) Descendants of the sun dizisinde de (Mr.Sunshine'ın ilk bölümüne de konuk olan) 2.çift sahneleri çok iyiydi.Ben epey eğlenmiştim bu dizide. :) Goblin'de de çiftten ziyade goblin ve azrailin sahneleri çok iyiydi.
llall:
İlk bölümü izledim ve hemen şunu söylemek istiyorum. Çekimlerine bayıldım. ❤️ Ve ilk bölümden neden 24 bölümlük onu da anlamış olduk.Bu kadar çok karakteri sindire sindire anlatmak istemiş sanırım senarist.Yoo Yeon-seok'cum nerelerde diye gözüm yollarda kaldı bölüm boyunca. Son saniyelerde kısacık gösterildi. :( Yoo Yeon-seok hayli sert bir rolde gözüküyor.Yalnız Byun Yo-han ise açılış jeneriğindeki hınzır gülüşüne bakılırsa bu dizinin gülen yüzü olacak. :) Diziyi beklediğimden daha iyi ama daha karışık buldum. İlk sahneler ise ''Chicago Typewriter''ı hatırlattı. (O da ne güzel bir diziydi.Belki onu da bir ara izleriz. :) ) Sondaki kısa sahnedeki yürüyüş ise tabi ki Goblin ikilisini getirdi akıllara. Bu arada Descendants of the sun dizisinin çiftini böyle görmek üzdü. İlk bölüm baştan sona dramı boldu gerçi. Bakalım sonraki bölümlerde neler olacak?
Evet çingum sinematografisi ve hikayesi harika bence çok güzel sahneler izleyeceğiz. Benim can alıcı birkaç sahne var aklımda kalan, o sahneler gelince yazarım
Merhaba çingularım🌸
İkinci bölümü izledim. Ne yaparsam yapayım spoiler olmadı :(
Dedesi Aesin kızımızın 4 günlük açlık grevinden sonra ebeveynlerinin izinden gitmesine izin verdi. Böyle çalkantılı zamanlarda kanında asilik yatan ve eğitimli aklı başında birinin evde oturması mümkün değil. Ustasının da ilk bölümde 1871 yılında babası ile savaşa katılan genç oğlan olduğundan emin olduk.
Aesin'in ilk görevinde Eugene ile çatıda karşılaşma ve kovalama sahneleri çok başarılıydı. Aesin'in onun bir yabancı olduğunu nasıl anladığını andaki sözleri etklieyiciydi. Finalde Aesin'in Abd elçiliğe gelmesiyle ikili birbirinin keskin nişancı olduklarından emin oldu. Şüphe ve sorgulamayla başlayan bu ilişki bakalım nasıl ilerleyecek? Ustasının Aesin'e ben dahil kimseye güvenme sözlerini aklında tutarak sürekli sorgulama halinde olması hoşuma gidiyor. Aesin zeki ve ağzı iyi laf yapan biri, asilliğini de yeri geldiği zaman kendi lehine çok iyi kullanıyor.
Aesin'İn "love" ne demek diye kendi kendine sormasından sonra Eugene'yi göstermeleri de hoş bir geçişti.
Eugene'nin içinde bulunduğu vakayı araştırması da dönemin karmaşasını iyi anlatıyor. Abd hükümeti de kendi elçisine adamlarına güvenmediği için bu bizim iş üstünü örtün demek yerine bu yolu seçiyor. Elçi de bişeylerden habersiz olsa da Abd askerlerinin Joseon'a gelmesini önererek krizi fırsata çevirmeye çalışıyor.
Yoo Yeon-seok'u bu bölüm kısa da olsa görmüş olduk. Ne oldu da Japon askeri(çetecisi mi demeliyim acaba?) oldu acaba? Otel sahibi kadında Joseon kökenli birisi ve karakteri epey sağlam sevdim kendisini. Dizi ülkesine sahip çıkmak ve o ülkenin bir vatandaşı olarak kalmak için elinden geleni yapanların yanında kimlik bunalımını, tam olarak bir ülkeye ait hissedememe, hissetmek için ne kadar çok uğraşırsan uğraş köklerinin seni bırakmamasını ve para ve güç uğruna ihaneti çok iyi yansıtıyor.
PS: İstanbul'un 5 yıl işgal altında kaldığını ve o günlerde yaşanan insan hikayelerini öğrendiğimden beri Joseonluların yaşadığı bu kimlik bunalımını anlamaya başladım. Dizi de tarih olarak Joseon resmi bir işgal altında değil ama o yöne doğru gittiği de çok açık. Bildiğim kadarıyla 1910 yılında Japonya'nın 35 yıl süren işgal dönemi başlayacak.Keşke bizde de o günlerimizi anlatan bu dizi tarzında güzel yapımlar çekilse de izleyebilsek.
Ben de 2. bölümü az önce izledim çingu. 2.kadın karakter daha çok hoşuma gitti. :) Başrol namca ile o daha çok yakışıyor. Başrol kızçe pek küçük kalmış başrol namcanın yanında. Ayrıca başrol kızçenin karakterinin pişmesi lazım. Yavaş yavaş olgunlaşan bir kadın karakter izleyeceğiz anlaşılan. Yalnız dedenin o kadar üstüne düştüğü torununu yabancı bir adamla onca zaman eğitim alsın diye baş başa bırakması pek mantıklı gelmedi.
İlk bölümü izlerken diziyi sevdim, çekimler falan çok hoştu, ama tarihler kafamı karıştırdı, dün 2.bölümü izledim, ilk bölümün karmaşası geçmedi. Bugün oturdum yine 1 ve 2.bölümü tekrardan izledim elimde kağıt kalem🙂 yerine oturdu bazı şeyler.
Ae Shin'le Eugene'nin ortak yönleri ikisi de anne babayı aynı günde kaybettiler, ikisinin de annesi çocuklarının kaçması için kendilerini feda ettiler.😢
Ae Shin'in dedesi ne kadar torununu dış dünyadan, siyasetten koruyarak büyütmeye çalışsa da, Ae Shin'in anne babasından miras aldığı savaşçı ruhunun önüne geçemedi.
Lee Wan Ik saf kötü, ama Eugene, Hina ve Dong Mae'nin seçimlerinin kendince sebepleri var gibi, muhtemelen Hina ve Dong Mae de hayatta kalmak için bu yolu seçmişler gibi. Hinayı şimdiden sevdim. Dong Mae aradığı belgenin kızda olmasından şüphelense de, görmezden geldi. Lee Wan Ik olsaydı, kız oracıkta ölmüştü.
llall:
Ben de 2. bölümü az önce izledim çingu. 2.kadın karakter daha çok hoşuma gitti. :) Başrol namca ile o daha çok yakışıyor. Başrol kızçe pek küçük kalmış başrol namcanın yanında. Ayrıca başrol kızçenin karakterinin pişmesi lazım. Yavaş yavaş olgunlaşan bir kadın karakter izleyeceğiz anlaşılan. Yalnız dedenin o kadar üstüne düştüğü torununu yabancı bir adamla onca zaman eğitim alsın diye baş başa bırakması pek mantıklı gelmedi.
Çingum dede Seung Gu'nun karakterine gözü bağlı güvendiği için emanet etmiş bence.
Jl_eauDaisy:
İlk bölümü izlerken diziyi sevdim, çekimler falan çok hoştu, ama tarihler kafamı karıştırdı, dün 2.bölümü izledim, ilk bölümün karmaşası geçmedi. Bugün oturdum yine 1 ve 2.bölümü tekrardan izledim elimde kağıt kalem🙂 yerine oturdu bazı şeyler.
Ae Shin'le Eugene'nin ortak yönleri ikisi de anne babayı aynı günde kaybettiler, ikisinin de annesi çocuklarının kaçması için kendilerini feda ettiler.😢
Ae Shin'in dedesi ne kadar torununu dış dünyadan, siyasetten koruyarak büyütmeye çalışsa da, Ae Shin'in anne babasından miras aldığı savaşçı ruhunun önüne geçemedi.
Lee Wan Ik saf kötü, ama Eugene, Hina ve Dong Mae'nin seçimlerinin kendince sebepleri var gibi, muhtemelen Hina ve Dong Mae de hayatta kalmak için bu yolu seçmişler gibi. Hinayı şimdiden sevdim. Dong Mae aradığı belgenin kızda olmasından şüphelense de, görmezden geldi. Lee Wan Ik olsaydı, kız oracıkta ölmüştü.
Sen böyle yazınca ben de isimleri hala öğrenemediğimi anlamış oldum çingu. 🙈 Lee Wan Ik kimdi?
Jl_eauDaisy:
llall:
Ben de 2. bölümü az önce izledim çingu. 2.kadın karakter daha çok hoşuma gitti. :) Başrol namca ile o daha çok yakışıyor. Başrol kızçe pek küçük kalmış başrol namcanın yanında. Ayrıca başrol kızçenin karakterinin pişmesi lazım. Yavaş yavaş olgunlaşan bir kadın karakter izleyeceğiz anlaşılan. Yalnız dedenin o kadar üstüne düştüğü torununu yabancı bir adamla onca zaman eğitim alsın diye baş başa bırakması pek mantıklı gelmedi.
Çingum dede Seung Gu'nun karakterine gözü bağlı güvendiği için emanet etmiş bence.
Tabi çingum öyledir ama dışarı bile çıkartmıyordu bu adam kızçeyi.Kalkıp buna izin vermesi. 🤔 Bir de şimdi iyi gibi gösteriliyor,halbuki geçmişte yaptıklarını unutmadık.
Not:Bir an dede ve Seung-gu ismini görünce Nemesis başlığının yorumu sandım.😅
llall:
Jl_eauDaisy:
llall:
Ben de 2. bölümü az önce izledim çingu. 2.kadın karakter daha çok hoşuma gitti. :) Başrol namca ile o daha çok yakışıyor. Başrol kızçe pek küçük kalmış başrol namcanın yanında. Ayrıca başrol kızçenin karakterinin pişmesi lazım. Yavaş yavaş olgunlaşan bir kadın karakter izleyeceğiz anlaşılan. Yalnız dedenin o kadar üstüne düştüğü torununu yabancı bir adamla onca zaman eğitim alsın diye baş başa bırakması pek mantıklı gelmedi.
Çingum dede Seung Gu'nun karakterine gözü bağlı güvendiği için emanet etmiş bence.
Tabi çingum öyledir ama dışarı bile çıkartmıyordu bu adam kızçeyi.Kalkıp buna izin vermesi. 🤔 Bir de şimdi iyi gibi gösteriliyor,halbuki geçmişte yaptıklarını unutmadık.
Not:Bir an dede ve Seung-gu ismini görünce Nemesis başlığının yorumu sandım.😅
Ae Shin'in dedesi mi? Ne yapmıştı unuttum?😂


Jl_eauDaisy:
Busbus18:

